İçe yazılan şiirlerin tarifinde…
Farklı bakış açılarıyla hem kendini hem de bizleri açımlamayı seven Amerikan Bağımsızlarının medar-ı iftiharı Jim Jarmusch son filmi Paterson’la yine farklı, bir parça komik ve ironik bir filmle sıradanlığın şiirini yazıyor adeta. Önce filmlerinin karakterlerini ve onları oynayacak farklı oyuncuları tespit eden ve hayatın içinden bir yerlere not ettiği detaylardan bir hikaye oluşturan yönetmen kendi yönetmenlik kanunlarıyla yoğrulan ve bunun da hakkını gani gani veren isimlerden. İnsanlık olarak gezegenimize fazlasıyla kirlilik yaydığımızı düşünen Jarmusch artık karşılıklı konuşmaların, yürüyüşlere çıkmanın, ağaca düşen güneş ışığının basit önemine yoğunlaşmamız gerektiğinden bahsetmişti bir söyleşisinde. O farkındalıkla bakıp, basit şeyleri yoğun duygularla kendisine çektiğini düşünüyorum o yüzden. Paterson da tam bu yolun yolcusu bir film işte.